Antalya Altın Portakal Film Festivali, Avrupa’nın ve Asya’nın en köklü film festivallerinden birisidir; ülkemizin ise en eski ve en uzun soluklu festivalidir. 1950 li yıllardan beri devam eden bu festival, Antalya Belediyesi’nin önderliğinde gerçekleşmeye devam etmektedir. Uluslararası platforma ise 2005 yılından itibaren geçen altın portakal film festivali, ülkemiz sinemasına kattığı rengi, deneyimi ve başarıyı böylelikle dünya sinema platformuna da aktarmaya çalışmış ve dünyanın en önemli film festivallerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleme gayreti içine girmiştir.
Festivalde, ulusal ve uluslararası filmlerden Asya ve Avrupa sinemasının en iddialı yapımları yer almakta ve dünyanın önemli ve saygın isimleri de festivale katılmaktadır.
Festivalin geçmişinden birazcık bahsettikten sonra, bu yıl 47. si düzenlenen Antalya Uluslararası Altın Portakal Film festivalinden de biraz bahsedelim.
Bu yıl ki festival, daha başlamadan bal filmi ile Oscar’a aday olan Semih Kaplanoğlu’nun, Emir Kusturica’nın jüri üyeliğine tepki olarak festivalden çekilmesiyle sorunlarla başladı. Aslına bakarsanız bu sorunlar devam da etti; bir yerde hava koşulları bile bu duruma eşlik etti! Açılış konuşmasında yaşanan sözlü tartışmalar, devlet bakanının da festivali protesto etmesi, son anda sırf yönetmenin jürilikten çekilmesi ile devam eden sorunlara bir de festivali düzenleyen firmanın beceriksizliği eklenince: sönük bir festivali geride bıraktığımızı söylemekte haksız sayılmayız.
Yaşanan bu olaylar, festivalin belki de politize edildiğinin göstergesidir: ayrıca, bu gibi organizasyonlarda deneyim ve tecrübenin de ne kadar önemli olduğunu anlatmıştır bize.
“Bu kadar kötü mü yani?” dediğinizi duyar gibiyim, iyi şeyler oldu ama göze fazla batmadı. Çünkü herkes başka şeylerle meşguldü: yaşananlara tepkisini koymak isteyenler bile susturulmaya çalıştı. Belki de daha fazla sorun çıkmaması istendi ama hatalardan, yaşananlardan gerekli ders alındı mı bilmiyorum.
Bir sonraki altın portakal festivalinin simgesi olacak martının tanıtımıyla sonlanan festival, tüm bu olanlara rağmen halkın ilgisini çekti diye düşünüyorum: hep Oscar törenlerine gıpta ile bakarken ve bu yıl fazla kaliteli Türk Filmi çekilmemesine rağmen özellikle yaşanan gerilimin de etkisiyle halkın festivalden haberdar olması ‘kötü reklam’ ile sağlanmış oldu. Fakat bir şeyi unuttuk: festivalin berbat olması ve uluslararası boyutunun ihmal edilmiş olması.
Ödüller ise;
ULUSAL ÖDÜLLER
En İyi Film: Çoğunluk (Seren Yüce)
En İyi İlk Film: Gişe Memuru (Tolga Karaçelik)
En İyi Yönetmen: Seren Yüce (Çoğunluk)
En İyi Senaryo: İlksen Başarır – Mert Fırat (Atlıkarınca)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Saç ve Gişe Memuru)
En İyi Müzik: Mircan (Kar Beyaz)
En İyi Kadın Oyuncu: Claudia Cardinale (Sinyora Enrica İle İtalyan Olmak)
En İyi Erkek Oyuncu: Serkan Ercan (Gişe Memuru) ve Bartu Küçükçağlayan (Çoğunluk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ayşen Gruda (Kâğıt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cengiz Bozkurt (Kavşak) ve Rıza Akın (Saç)
En İyi Kurgu: Aylin Zoi Tinel (Gölgeler ve Suretler)
ULUSLARARASI YARIŞMA
En İyi Film: ”Güzel Bir Hayatı Düşlerken” ve ”Tümen Nehri”
En İyi Yönetmen: Lancelot Von Naso ”Ateşkes”
En İyi Erkek Oyuncu: Nik Xhelilaj ”Arnavut”
En İyi Kadın Oyuncu: Emma Suarez ”Sineklik”
Gençlik Jürisi Ödülü: ”Vittorio Meydanı’nda Bir Asansörde Medeniyetler Çatışması”
DİĞER ÖDÜLLER
Halkın Portakalı: Son Helva (Karambol ekibi)
En İyi Belgesel: ”Anadolu’nun Son Göçerleri: Sarıkeçililer” (Yüksel Aksu)
En İyi İlk Belgesel: ”Ofsayt” (Reyan Tuvi), ”Herkes Uyurken” (Erdem Murat Çelikler)
Belgesel Jüri Özel Ödülü: ”Ordu’da Bir Argonot” (Rüya Arzu Köksal)
En İyi Kısa Film: ”Kar” (Erol Mintaş)
Kısa Film Övgüye Değer Jüri Özel Ödülü: ”Dönüşü Olmayan Yolculuk” (Güçlü Yaman)
Dijital Film Akademisi: ”Bisiklet” (Serhat Karaaslan) ve ”Teneke” (Bora Yüksel) (EÜ)
Altın Portakal Ödülleri
Yazar:Blog Dergisi | Kategori:Genel
Antalya Altın Portakal Film Festivali, Avrupa’nın ve Asya’nın en köklü film festivallerinden birisidir; ülkemizin ise en eski ve en uzun soluklu festivalidir. 1950 li yıllardan beri devam eden bu festival, Antalya Belediyesi’nin önderliğinde gerçekleşmeye devam etmektedir. Uluslararası platforma ise 2005 yılından itibaren geçen altın portakal film festivali, ülkemiz sinemasına kattığı rengi, deneyimi ve başarıyı böylelikle dünya sinema platformuna da aktarmaya çalışmış ve dünyanın en önemli film festivallerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleme gayreti içine girmiştir.
Festivalde, ulusal ve uluslararası filmlerden Asya ve Avrupa sinemasının en iddialı yapımları yer almakta ve dünyanın önemli ve saygın isimleri de festivale katılmaktadır.
Festivalin geçmişinden birazcık bahsettikten sonra, bu yıl 47. si düzenlenen Antalya Uluslararası Altın Portakal Film festivalinden de biraz bahsedelim.
Bu yıl ki festival, daha başlamadan bal filmi ile Oscar’a aday olan Semih Kaplanoğlu’nun, Emir Kusturica’nın jüri üyeliğine tepki olarak festivalden çekilmesiyle sorunlarla başladı. Aslına bakarsanız bu sorunlar devam da etti; bir yerde hava koşulları bile bu duruma eşlik etti! Açılış konuşmasında yaşanan sözlü tartışmalar, devlet bakanının da festivali protesto etmesi, son anda sırf yönetmenin jürilikten çekilmesi ile devam eden sorunlara bir de festivali düzenleyen firmanın beceriksizliği eklenince: sönük bir festivali geride bıraktığımızı söylemekte haksız sayılmayız.
Yaşanan bu olaylar, festivalin belki de politize edildiğinin göstergesidir: ayrıca, bu gibi organizasyonlarda deneyim ve tecrübenin de ne kadar önemli olduğunu anlatmıştır bize.
“Bu kadar kötü mü yani?” dediğinizi duyar gibiyim, iyi şeyler oldu ama göze fazla batmadı. Çünkü herkes başka şeylerle meşguldü: yaşananlara tepkisini koymak isteyenler bile susturulmaya çalıştı. Belki de daha fazla sorun çıkmaması istendi ama hatalardan, yaşananlardan gerekli ders alındı mı bilmiyorum.
Bir sonraki altın portakal festivalinin simgesi olacak martının tanıtımıyla sonlanan festival, tüm bu olanlara rağmen halkın ilgisini çekti diye düşünüyorum: hep Oscar törenlerine gıpta ile bakarken ve bu yıl fazla kaliteli Türk Filmi çekilmemesine rağmen özellikle yaşanan gerilimin de etkisiyle halkın festivalden haberdar olması ‘kötü reklam’ ile sağlanmış oldu. Fakat bir şeyi unuttuk: festivalin berbat olması ve uluslararası boyutunun ihmal edilmiş olması.
Ödüller ise;
ULUSAL ÖDÜLLER
En İyi Film: Çoğunluk (Seren Yüce)
En İyi İlk Film: Gişe Memuru (Tolga Karaçelik)
En İyi Yönetmen: Seren Yüce (Çoğunluk)
En İyi Senaryo: İlksen Başarır – Mert Fırat (Atlıkarınca)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Saç ve Gişe Memuru)
En İyi Müzik: Mircan (Kar Beyaz)
En İyi Kadın Oyuncu: Claudia Cardinale (Sinyora Enrica İle İtalyan Olmak)
En İyi Erkek Oyuncu: Serkan Ercan (Gişe Memuru) ve Bartu Küçükçağlayan (Çoğunluk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ayşen Gruda (Kâğıt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cengiz Bozkurt (Kavşak) ve Rıza Akın (Saç)
En İyi Kurgu: Aylin Zoi Tinel (Gölgeler ve Suretler)
ULUSLARARASI YARIŞMA
En İyi Film: ”Güzel Bir Hayatı Düşlerken” ve ”Tümen Nehri”
En İyi Yönetmen: Lancelot Von Naso ”Ateşkes”
En İyi Erkek Oyuncu: Nik Xhelilaj ”Arnavut”
En İyi Kadın Oyuncu: Emma Suarez ”Sineklik”
Gençlik Jürisi Ödülü: ”Vittorio Meydanı’nda Bir Asansörde Medeniyetler Çatışması”
DİĞER ÖDÜLLER
Halkın Portakalı: Son Helva (Karambol ekibi)
En İyi Belgesel: ”Anadolu’nun Son Göçerleri: Sarıkeçililer” (Yüksel Aksu)
En İyi İlk Belgesel: ”Ofsayt” (Reyan Tuvi), ”Herkes Uyurken” (Erdem Murat Çelikler)
Belgesel Jüri Özel Ödülü: ”Ordu’da Bir Argonot” (Rüya Arzu Köksal)
En İyi Kısa Film: ”Kar” (Erol Mintaş)
Kısa Film Övgüye Değer Jüri Özel Ödülü: ”Dönüşü Olmayan Yolculuk” (Güçlü Yaman)
Dijital Film Akademisi: ”Bisiklet” (Serhat Karaaslan) ve ”Teneke” (Bora Yüksel) (EÜ)