Yasaklarla büyütülen bir toplum olduğumuzdan olsa gerek, bizim için olumsuz olan bir şeyi kontrol etmekte zorlandığımız an, tamamen yasaklamak veya yasaklatmak yolunu seçiyoruz. Tabii bizim gibi başka ülkelerde var mıdır bilmiyorum ve açıkçası varsa bile, bizim kadar komik hallere düştüklerini sanmıyorum.
Ama son gelişen Blogspot yasağı da şunu gösterdi ki Türkiye henüz kabuklarını atmış olsa da, aşamadığı birçok şey var. Bunu genellemek belki yanlış olabilir, ama sonuç olarak Blogspot yasağı geneli kapsadığı için bunu genelleyerek konuşmak normal bir davranıştır.
Öte yandan Blogspot yasağını uygulatan firmaya dönecek olursak, her ne kadar bir yerde haklı görülebilecek olsa da, bu kadar büyük bir markanın zehri adeta kendi eliyle içmesi pek akıllı işine benzemiyor. Çünkü verdiği hizmetle sürekli eleştirilirken ve bu konuda insanlar sürekli olumsuz yorum yaparken, uygulattığı yasakla sosyal ağlarda kendisi hakkında konuşulan olumsuz konuşmaları artırdığı yetmezmiş gibi, adeta tüm blog yazarlarının ve sosyal ağ paylaşımcılarının anlık nefretini de kazandı. Peki, sadece anlık nefret mi kazandı?
Ne yazık ki sadece anlık nefret değil, o anlık nefret birçok kişide kalıcı bir nefrete dönüştü. Hatta kalıcı nefret edeceklerden biri olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü blog yazarları, bloglarına girmek istedikleri her an mahkeme kararıyla karşılaştılar, blog okuyucuları yasakla karşılaştılar. Mahkeme kararıyla engelenen blog ile karşılaşan internet kullanıcıları, sosyal paylaşım sitelerinde marka hakkında alabildiğince ağır yorumlar yazdı. Üstelik bunlar yetmezmiş gibi sosyal ağ kullanıcıları, birbirlerini marka ile olan sözleşmelerini iptal etme çağrısında bulunmaya başladılar. Blog yazarlarının kendi aralarındaki bu çağrıları sadece “çağrı” olarak kalmadı, markanın bu konuda ciddi bir gerileme dönemine girdiğini ve marka imajı açısından da büyük bir kayıp yaşadığını düşünüyorum. Zaten tahmin edersiniz ki, bir marka için kıyamet bundan daha fazlası olamazdı.
Buraya kadar olan çok şey oldu bitti denilebilir. Ama marka bundan sonra ne yapıp kendini blog yazarlarına, sosyal medya kullanıcısına affettirmeye çalışacak çok merak ediyorum. Umarım bir daha bu şekilde kendi sonunu hazırlayan, hatta tabiri caiz ise elindeki bombanın pimini çekip, kendi cebine atan başka bir marka ile karşılaşmayız.
Herkese yasakların olmadığı, sadece kendi çıkarlarımız için yaşadığımızı düşünmediğimiz güzel günler diliyorum.
Bazen markalar da kendi sonunu hazırlarlar. #BlogumaDokunma
Yazar:Blog Dergisi | Kategori:Genel
Yasaklarla büyütülen bir toplum olduğumuzdan olsa gerek, bizim için olumsuz olan bir şeyi kontrol etmekte zorlandığımız an, tamamen yasaklamak veya yasaklatmak yolunu seçiyoruz. Tabii bizim gibi başka ülkelerde var mıdır bilmiyorum ve açıkçası varsa bile, bizim kadar komik hallere düştüklerini sanmıyorum.
Ama son gelişen Blogspot yasağı da şunu gösterdi ki Türkiye henüz kabuklarını atmış olsa da, aşamadığı birçok şey var. Bunu genellemek belki yanlış olabilir, ama sonuç olarak Blogspot yasağı geneli kapsadığı için bunu genelleyerek konuşmak normal bir davranıştır.
Öte yandan Blogspot yasağını uygulatan firmaya dönecek olursak, her ne kadar bir yerde haklı görülebilecek olsa da, bu kadar büyük bir markanın zehri adeta kendi eliyle içmesi pek akıllı işine benzemiyor. Çünkü verdiği hizmetle sürekli eleştirilirken ve bu konuda insanlar sürekli olumsuz yorum yaparken, uygulattığı yasakla sosyal ağlarda kendisi hakkında konuşulan olumsuz konuşmaları artırdığı yetmezmiş gibi, adeta tüm blog yazarlarının ve sosyal ağ paylaşımcılarının anlık nefretini de kazandı. Peki, sadece anlık nefret mi kazandı?
Ne yazık ki sadece anlık nefret değil, o anlık nefret birçok kişide kalıcı bir nefrete dönüştü. Hatta kalıcı nefret edeceklerden biri olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü blog yazarları, bloglarına girmek istedikleri her an mahkeme kararıyla karşılaştılar, blog okuyucuları yasakla karşılaştılar. Mahkeme kararıyla engelenen blog ile karşılaşan internet kullanıcıları, sosyal paylaşım sitelerinde marka hakkında alabildiğince ağır yorumlar yazdı. Üstelik bunlar yetmezmiş gibi sosyal ağ kullanıcıları, birbirlerini marka ile olan sözleşmelerini iptal etme çağrısında bulunmaya başladılar. Blog yazarlarının kendi aralarındaki bu çağrıları sadece “çağrı” olarak kalmadı, markanın bu konuda ciddi bir gerileme dönemine girdiğini ve marka imajı açısından da büyük bir kayıp yaşadığını düşünüyorum. Zaten tahmin edersiniz ki, bir marka için kıyamet bundan daha fazlası olamazdı.
Buraya kadar olan çok şey oldu bitti denilebilir. Ama marka bundan sonra ne yapıp kendini blog yazarlarına, sosyal medya kullanıcısına affettirmeye çalışacak çok merak ediyorum. Umarım bir daha bu şekilde kendi sonunu hazırlayan, hatta tabiri caiz ise elindeki bombanın pimini çekip, kendi cebine atan başka bir marka ile karşılaşmayız.
Herkese yasakların olmadığı, sadece kendi çıkarlarımız için yaşadığımızı düşünmediğimiz güzel günler diliyorum.