Devletşah Blog Dergisi Röportajı
-
Devletşah ile aralık sayısı için yapılan Blog Dergisi Röportajı:
*Devletşah kimdir, neler yapar, Blog Dergisi okurlarına biraz kendinizden bahseder misiniz? Oldukça farklı bir isme sahipsiniz, isminizin anlamı nedir?
-İsmim Yıldırım Bayezid’in eşinden geliyor. Kütahya beyinin kızı imiş. Evlenip o dönem Osmanlı beyliğinin başkenti olan Bursa’ya yerleşmiş. Mezarı da orada. Annem ve babam Kütahyalı. Ben ise Bursa’da doğup büyüdüm. Sanıyorum bundan esinlenilerek koyulmuş. Aslında kim olduğum, neler yaptığım hep ortada. Ne yediğimi, ne içtiğimi, nerelere gittiğimi hep blogumda paylaşıyorum. Ama illa genel birşeyler söylemek gerekirse yemek yapmaktan, seyahat etmekten, fotoğraf çekmekten, kitap okumaktan, müzik dinlemekten, oyun oynamaktan; ve tabi ki internet sitelerini dolaşmaktan hoşlanırım.
*”Devletşah” adlı yemek bloguna ne zaman başladınız, blog yazma fikri nasıl ortaya çıktı?
-4 Mart 2005’te başladım blog yazmaya. Bir akşam yemeğinin ardından ortaya çıktı diyebiliriz. Yaptığım yemeklerin tariflerini kaybetmekten şikayetçi olan eşimin çözümü diyebiliriz. Bir pişirdiğimi bir daha pişiremiyordum dersek yalan olmaz. Eşim ya da arkadaşlarım istediğinde tarifi ne yapabiliyor ne de verebiliyordum. Kaybolmasınlar diye yazmaya başladım. Tabi kaybettiklerim sadece tarifler değildi. Küçük kağıtlara yazdığım denemeler, hikayeler de kayboluyordu. Tamamını bu büyük defterde toplamaya bir akşam yemeğinin ardından karar verdim.
* Zaman zaman kişisel yazılarınıza da yer verdiğiniz, yemek blogunuz Türkiye’nin en iyi yemek bloglarından bir tanesi. Bu sene de Blog Ödülleri 2009 “Kadın Blogları” dalında 1.’lik ödülü aldınız. Başarınızın sırrı nedir?
-Başarının sırrının içten yazmak olduğuna inanıyorum. Bir de düzenli yazmak. Ama gelin görün ki bu ara pek düzenli yazabildiğim söylenemez. Çok çalışıyorum. Bu da siteye yansıyor maalesef.
* Blogunuz iştah açıcı yemek tarifleriyle ve görsel şölenlerle dolu. Devletsah.com’u ziyaret edenler, bir kadın eli değdiğini hissedebiliyor; hem şık hem düzenli. Sizce tasarım mıdır blogu öne çıkaran yoksa içerik midir?-Şu sıralar çok duyduğum bir söz var “content is king”, içerik kraldır diye çevirebiliriz sanırım. Elbette sunumun da ehemmiyeti tartışılmaz. O yüzden ben bu ikisinin ayrılmaz bir bütün olduğuna inanıyorum.
*En son Uğur Yücel ile birlikte bir makarna reklamı için ekran karşısına geçtiniz ve belki de birçok bloggera cesaret verdiniz. Blogculuğun, internet medyasının önemini basın-yayında da görebildik. Blog yazmaya başlarken bunları hayal edebiliyor muydunuz?
-Açıkçası blog yazmaya başladığımda böyle şeyler hayal etmiyordum. Birilerinin beni okuyacağını da pek sanmıyordum. Sadece isteyenlerle paylaşacağım bir platformum olsun mdüşüncesindeydim. Nitekim hala aynı düşüncedeyim.
*Yeni yayınlanmaya başlayan yemek programınızdan bahseder misiniz? Blogların önemini bir kere daha gösterdiğiniz için teşekkür ederiz.
-Makarna projesinin bir parçası ve özellikle de benim Türkiye’de ilk olarak yapmaya başladığım videolu yemek tarifleri bölümümün devamı olarak bu çekimleri gerçekleştirdik. Sosyal medyayla ve yemek ile ilgilenenlerin yakından tanıdığı isimleri bu programlarda konuk olarak ağırladık. Bu konuda Türkiye’nin en iddialı internet video projelerinden biri oldu. Toplamda 130′dan fazla bölüm çektik. Çekimler çok eğlenceli geçti. Umarım seyredenler de bizim kadar keyif alır.
*Sizi başarıdan başarıya götüren blogunuz hayatınızda bir dönüm noktası oldu diyebilir miyiz?
Bence benim hayatımın dönüm noktası eşimi tanıdığım gündür. Eğer o olmasaydı yaptıklarımın hepsi eksik olacakmış gibi hissediyorum.
* Twitter, Friendfeed gibi “miniblogging” diye tabir edilen gelecekte blogların yerini bile alabileceği platformlar gittikçe yayılıyor. Siz de bu sitelerde yer alıyorsunuz. Sizce sosyal medyanın temelini oluşturmaya başlayan bu platformlar blog yazmaya engel oluyor mu, yoksa blog yazmayı teşvik mi ediyor?
-Açıkçası yazmayı engelliyor diye düşünüyorum. Tabi bu benim gözlemim. Okumaktan keyif aldığım yazarlar buralarda aktif oldukları için yazmayı azalttılar. Konuyu kendi açımdan değerlendirecek olursam durum başka. Ben vaktim olmadığı için yazamayanlardanım. Bu platformlar bana asansörde, arabaya binerken, vapurda paylaşma imkanı veriyorlar o yüzden seviyorum. Ama vaktim olur olmaz bloguma yazmamı da engellemiyorlar.
* Yemek.Name isimli online yemek kültürü derginiz yayımlanmakta. Bu derginin de editörüsünüz. Dergi çalışmalarınız nasıl gidiyor?
30. sayısını hazırlamaya başladık. Gerçekten inanılmaz bir duygu. Çektiğimiz bütün yorgunluğa değiyor diyebilirim. Yemek.Name internetten yayınlanan bir dergi olmasına rağmen oldukça ilgi görüyor. Derginin indirilme rakamlarına baktığımızda gerçek dergilerden daha çok okunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
*Devletşah’ı yakın zamanda hangi projeler içinde görebileceğiz, aklınızda olan hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeleriniz var mı?
-Beni yakından tanıyanlar sanıyorum rahatlıkla “Devletşah = yeni proje” diyebilir. Elbette kafamdan geçen birçok şey var. Ama zamanım aklımdakilere yetecek kadar çok değil. O yüzden bakalım hangileri hayat bulabilecek.
*Devletşah bloguna ne kadar zaman ayırıyorsunuz?
-Yeni bir yazı yazmak, yorumlara cevap vermek ve gerekli düzenlemeleri yapmak için günde en az iki saat ayırmam gerekiyor. Bir noktadan sonra blogunuz size bir sorumluluk da yüklemeye başlıyor. Gönderilen yorumların ve soruların bir kısmına özel cevap vermek zorunda kalıyorum. O yüzden harcadığınız eforun tümü sitede gözükmüyor.
*Peki, Devletşah bu yoğun tempo arasında kendine zaman ayırabiliyor mu?
-Sitemde yazdıklarım zaten yaptıklarımdan ibaret. Eğer birşey yapmazsam yazamam da… yazmıyorsam ya hastayımdır, ya da çok çalıştığım için başka bir şey yapmaya vaktim olmuyordur. Bir insanın kendine vakit ayırması, kendisevdiği işlerle ilgilenmesi demektir. Benim blog yazılarımın konusu da bu olduğu için kendime vakit ayırmak benim için bir zorunluluk haline geldi
*Sık sık ziyaret ettiğiniz bloglar var mı? Bu bloglarda dikkatinizi çeken özellikler nelerdir?
-Elbette severek okuduğum bloglar var. Hepsi bence kendi konularında uzmanlar. O yüzden okurken daha çok keyif alıyorum. Bloglarda en çok hoşuma giden şey, insanların kendi dünyalarından bir parçayı sizinle paylaşıyor olmaları. Bunu içtenlikle yapan blogları okumak benim için oldukça keyif verici.
*Bloglamaya başlamak isteyen veya yeni başlayan blog yazarlarına tavsiyeleriniz nelerdir?
-Bence blog yazmaya başlamadan önce çok blog okumak şart. Çünkü blog yazmanın yazılmamış kuralları var. Bunları ancak çok okuyup gözlemleyerek öğrenebilirsiniz. Ardından yorumla iştirak etmek ve en son özgün içeriği ile kendi blogunuzu oluşturmak.Devletşah’a samimi cevapları için Blog Dergisi ekibi adına teşekkür ediyorum.
Devletşah blog: http://www.devletsah.com/














17 Aralık 2009 at 00:23
bir de link verseydiniz keşke, blogcuya ayıp olmuş
17 Aralık 2009 at 02:05
Link eklenmiştir Eren Bey.