Sosyal Medyada Kişilik Hakları
Paylaşım siteleri, bilindiği gibi kullanıcıların gerçek kimliklerini verme zorunluluğu olmadan kayıt olup, kullanabildikleri sosyal ağlardır. Bu gizlilik kullanıcılar arasında çoğu zaman gizem ve merak uyandırırken, kötü niyetli sahipleri için de fırsata dönüşebiliyor.
Kötü niyetli kullanıcılar, “nasıl olsa kim olduğum belli değil” düşüncesi ile sevmedikleri kişiler hakkında sosyal ağlarda istedikleri gibi konuşabiliyorlar. Zamanla bu konuşmalar hakaretlere, küfürlere kadar gidebiliyor. Ünlülerin sosyal ağlarda baş göstermesi ile bu durumlar oldukça fazlalaştı. Kullanıcı, normal hayatta erişilmez gördüğü ünlüleri sanal ortamda, birkaç tık yakınında görünce içindekileri dökmeden edemiyor tabi. Eleştiri yapmak, beğendiği veya beğenmediği bir konu hakkında yorum yapmak herkesin hakkı elbette. Bir şarkıcıya, “Size hareketli şarkılar daha çok yakışıyor.” dediğinizde size dava açmaz. Aksine dinleyicisinden gelen fikri düşünür, belki değerlendirir. Ama bu durum ilerleyip, eleştiriyi geçip hakaret boyutuna geldiğinde karşı tarafa her türlü kanuni işlemi başlatma hakkı doğar. Ama kullanıcı bunu aklından hiç geçirmez. Çünkü zanneder ki onu kimse görmüyor, kimse onu bulamaz. Ama durum sanıldığı gibi öyle değil. İstenirse ve uğraşılırsa bilinçsizce yapılan bu hareket kullanıcının başına büyük sorunlar açar. Çünkü yapılan her şey bir şekilde kaydedilir. İnternet servis sağlayıcınız tarafından IP numaranızın, kullandığınız sosyal ağ sitesi tarafından da iletinizin kaydedilmesi gibi. Soracak olanlar olacaktır; “O kadar kolay mı bulmak?” diye. Kolay değil elbette ama imkansız da değil. Hakaret içerikli mesajları yazdığınız bilgisayardan, internet hat sahibine, aynı hesabı daha sonra açtığınız başka bir bilgisayara kadar istenirse bulunabilir. Diyelim ki arandınız ve bulunamadınız. Elinize geçen ne olacak? Bir sosyal paylaşım sitesine gerçek kimliğiniz ile kayıt olamayacak kadar korkak ama o sitedeki üyelere bu şekilde hakaret edecek kadar cesaretli olduğunuzu mu kanıtlamış olacaksınız? Sonuç olarak yapılan, sanal bir ortamda da olsa bir suçtur. O sanal ortamı yaratıp kullananlar da bizler olduğumuza göre yapılan bu hareketin yaptırımının da gerçek hayattan farklı olmayacaktır.
Durumu çözmek için yapılacak en önemli şey öz eleştiri. Çünkü bir internet kullanıcısının böyle bir şey yapması onun özgüveni ile ilgili olmalı. Bir insan neden beni görmüyorlar ki diyerek normalde yapamayacağı şeyler yapar? Büyük çoğunluğunda nedenin aynı olduğunu düşünüyorum; gizlilik. İnsanların çocukluktan başlayarak gelen görünmezlik, gizlilik merakının en iyi giderilebileceği yer gibi gözüküyor sosyal ağlar. Yazıyı bitirirken yine yazının içinde değindiğim bir noktayı tekrarlamak istiyorum. İnternet ne kadar sanal bir ortamda olsa da o sanallığı yaratan ve kullanan bizleriz. Yalnızca birkaç dakikalık ego tatmini ve merak yüzünden sonucunda olacak olanlara katlanmak zorunda kalmayalım.
Öncelikle “Bir sosyal paylaşım sitesine gerçek kimliğiniz ile kayıt olamayacak kadar korkak” derken kullandığınız “korkak” kelimesi güzel olmamıştır. Sonuçta insanların internet ortamında anonim olma özgürlüğü vardır. Fakat bu özgürlük hiç kimseye, başkasının haklarını çiğneme rahatlığını sağlamaz.
Bence internet kendi kültürünü ve etiğini gelliştirdiğinde, onu kullanan insanlar bu gün yaptıkları gibi davranmayacaklardır.